Yenibademli Höyük Kazıları

Çanakkale Boğazı dışında yer alan Kuzey Ege adası Gökçeada’da (Imbros) bulunan Yenibademli Höyük’teki kazı çalışmaları 1996 yılından beri Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halime HÜRYILMAZ başkanlığında sürdürülmektedir. Eski Çağda sit, deniz kıyısından 1,5 km içerde bir haliçte yer almaktaydı. Tanımlanan yedi mimari tabakadan ilkinde Siklop (kısmen şekillendirilmiş çok büyük taşların geçmeli olarak yerleşirilmesi) tekniği ile örülmüş taş duvarlara ve Miken keramiklerine rastlanmıştır.

2007

Bu yıl İT II tabakalarına odaklanan çalışmalara devam edilmiştir. İlk evre zarar görmüş olmakla birlikte, 2 m derinliğe kadar korunmuş bir depolama yapısı bulunmuştur. Buluntular arasında olta ağırlıkları, İT Balkan tipinde taş baltalar ve birkaç çizik bezekli pişmiş toprak kadın figürini sayılabilir. Yeni bir yerel tipi tanımlayan zikzak desenli sekiz-kulplu bir kupa ise önemli keramik buluntular arasındadır.

Hayvansal ve bitkisel malzeme üzerinde yürütülen çalışmalar, el aletlerinin yapımında koyun ve geyik kemiklerinin kullanıldığını, bunların metal aletlerle biçimlendirildiğini ve öğütme taşının yanında bulunan birikintilerin öğütülmüş tahıl taneciklerinden oluştuğunu göstermiştir. Jeo-arkeolojik incelemeler ise sitte bir tsunami çökeltisinin bulunduğunu ortaya çıkarmıştır.

2006

2006 yılında İlk Tunç Çağı tabakalarında çalışmalara devam edilmiş ve bazı buluntuların Ezero IV-VI malzemesi ile paralellik gösterdiği saptanmıştır. Bu buluntular arasında sapan taşları ile mekik-biçimli taş ve kemik düğmeler sayılabilir.

Bu yıl sitte jeofiziksel yüzey araştırmasına başlanmıştır.

2004

2004’te incelenen ikinci yapı tabakasında ise yassı, kesilerek prizmatik hale getirilmiş taşlarla örülmüş duvarlar ile Troia I tipi keramikler bulunmuştur. Doğrudan anakaya üzerinde yer alan yedinci tabakada siyah keramikler ortaya çıkarılmıştır. (Heykelcikler gibi) bazı küçük buluntular, Balkanlar’daki örneklerle benzerlik göstermektedir.

İkinci bir açmada duvarların daha iyi korunmuş olduğu izlenmiştir. Bunun ikinci tabakasında, dik konumda taş levhalar, Troia’da Tunç Çağı sonlarında olduğu gibi duvar olarak kullanılmıştır.